
Deniz yolu ile lojistik günümüzden çok öncesine yani korsan gemilerinin deniz yolu taşımacılığına yaptıkları saldırılar ile elde ettikleri ganimetlerden de öncesine dayanmaktadır.
Bugün adını deniz yolu taşımacılığı ya da lojistiği olarak belirtsek te o yıllarda gemi taşımacılığı olarak biliniyordu. Her türlü deniz yolu nakliye faaliyetlerine gemicilik adı deniliyordu. Yalnız askeri gemiler için denizci tabiri kullanılmaktaydı.

Peki Nasıl Gelişti Denizyolu Taşımacılığı?
Ülkemiz Türkiye de Romalılar dan bile öncesi olan denizciliğin en yakın tarihte Osmanlı döneminde geliştiği Barbaros Hayrettin Paşa gibi denizlerin efendisi dediğimiz Askeri Gemilerin o dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanlığının hem savaş hem de ticaret için geliştirdiği deniz taşımacılığı yollarını halen aktif olarak kullanmaktayız.
Günümüzde deniz yollarımızı Türkiye Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığı sağlıyor ve yalnız bizim sınırlarımız da değil Afrika ve benzeri geri kalmış korsanlık gibi deniz taşımacılığına karşı saldırı ihtimali olan bölgeler de de bizi korumaktadır.
Tüm ticari akışın İstanbul boğazından geçtiği ve kuzey ülkelerine taşımacılığın geliştiği Türkiye den Akdeniz ve diğer denizlere de çeşitli yollar olduğunu bilmekteyiz.

Türkiye’nin Denizyolu Taşımacılık Stratejisi Nedir?
Türkiye sahip olduğu boğazlar dışında karayolu taşımacılığının da Avrupa ve Ortadoğu arasındaki en büyük ve güvenli bağlantısıdır.
Konumu itibariyle ipek yolu, baharat yolu ve altın yolu tabir edilen tüm taşımacılık ticaretinin geçmiş olduğu topraklara hakim olması bakımından halen hem hedef, hem de ticaretin merkezidir.

İstanbul Havalimanına Entegrasyon Olacak mı?
Kesin bir bilgi olmamasına rağmen Kanal İstanbul projesi ve ek olarak Karaburun, Yeniköy açıklarına Denizyolu taşımacılığının geliştirilmesi ve Hava, Deniz yolu birleşiminin sağlanması bakımından büyük bir liman projesinin işlenmekte olduğu ve faaliyetinin Kanal İstanbul sonrasında başlatılacağı görüşülmektedir.

Hava ve Denizyolu taşımacılığının birleştirilerek entegrasyon ile işlediği ülkelerin taşımacılıkta bir adım önde oldukları gözlemlendiğine göre bu projenin gerçekleşmesi de mümkün görülmektedir. Zaten Atatürk Hava Limanına entegrasyon olarak Zeyport ve Avcılar Ambarları gösterilmekteydi. Bu proje daha büyük bir taşımacılığında öncülüğünü yaparak Kanal İstanbul ile mesafenin daha da kısaltılmasını kapsıyor.

Kanal İstanbul Projesi Riskli mi?
Yaşamın ve Doğanın tersine bir planlama olduğu için tıpkı İstanbul Havalimanı oluşturulurken yok edilen doğal ortamın ve bozulan Eko Sistemin henüz daha yeni toparlanmadan bir başka yok oluşun büyük eko sistem bozukluklarına neden olması tartışılmaktadır.
Yalnız etap, etap ve eko sistem canlı tutularak Kanal İstanbul gibi bir projenin hayata geçirilmesi ve Boğaz Trafiğinin lojistik sınırlandırılmasına girilmesi ileride daha turizm gücü olan bir İstanbul’a tanıklık etmemizi de sağlayacaktır.







